|
Kadınlar İçin
Sevgilinizin boynunuza yumuşak bir öpücük kondurduğunu düşünün... Ya da
kulağınıza aşk sözleri fısıldadığını... Hatta gece yatakta ayaklarınıza masaj
yapmaya başladığını hayal edin...
Her insanın fantazilerinin, cinsellikten aldığı zevkin farklı olması gibi
uyarılma noktaları da birbirinden farklıdır. Kimileri yumuşak okşayışlardan,
kimileri daha sert ve tutkulu davranışlardan, kimileri ise öpülmekten hoşlanır.
Üstelik her insanın öpülmesini, okşanmasını istediği noktalar da farklı
olabilir. Fakat sinir sisteminin herkeste aşağı yukarı aynı olduğu düşünülecek
olursa, aslında küçük farklılıklar dışında vücudumuzun bazı bölgelerinin bu tür
uyarılmalara son derece müsait olduğu görülür. İşte yukarıdan aşağıya doğru
kadın ve erkeklerin erojen noktaları...
Kulak: Kadınların büyük çoğunluğu kulağın ve kulak çevresinin erojen
olduğunu söylüyor. Erekler de kadınlar da özellikle seks sırasında kulaklarına
fısıldanmasından, kulaklarının öpülmesinden hatta ısırılmasından hoşlanıyor.
Ayrıca yine her iki cins de partnerlerinin nefesini kulaklarında hissetmenin
kendilerine çok büyük haz verdiğini belirtiyorlar. Fakat işin sırrı yumuşak
davranmakta. Aksi halde karşı taraf tahrik değil rahatsız oluyor.
Boyun: Sinir sistemi gelişmiş olan boyun bölgesi hem erkeklerin hem de
kadınların erojen noktalarından. Bu sebeple gerek kadınlar gerekse erkekler
boyunlarının öpülmesi, okşanması, yalanması ya da hafifçe ısırılmasından
hoşlanıyorlar. Kadınlar boyun temasını ön sevişmenin olmazsa olmaz etaplarından
biri olarak görüyor, boyunlarına yapılan temasın, hatta masajın ön sevişmenin
başlangıç noktası olduğunu söylüyor. Erkekler de kadınlar gibi boyunlarına masaj
yapılmasının cinsel arzuyu arttırdığı görüşünde.
Ağız: Ağız için söylenebilecek pek bir şey yok aslında. Siz öpüşmekten
zevk almayan kadın ya da erkek gördünüz mü? Hayır değil mi? Fakat unutulmaması
gereken bir şey daha var. Erkekler dudaklar ve öpüşme konusunda kadınlara oranla
biraz daha şiddetten hoşlanıyor. Kadınlar french kiss'i ya da masumane
öpücükleri tercih ederken, erkekler kadının öpüşürken dudaklarını
sıkıştırmasından ya da ısırmasından zevk duyuyor.
Sırt: Kadınlar ense kökünden itibaren omurgaları boyunca
partnerlerinin yavaşça aşağı kaymasından çok hoşlanıyor. Partnerlerinin
ellerini, parmaklarını, dillerini ya da dudaklarını kullanarak küçük
dokunuşlarla yukarıdan aşağıya inmesini tahrik edici buluyor. Aynı şey erkekler
için de geçerli. Onlar da birlikte oldukları kadının göğüslerini, yüzünü,
nefesini sırtında hissetmekten hoşlanıyor.
Göğüsler: Kadınların en erojen noktalarından olan göğüsler, hem
kadının tahrik olup cinsel doyuma ulaşmasına yardımcı oluyor hem de onun
cinsellikten ne kadar zevk aldığını gösteriyor. Hemen her erkek göğüslerin,
kadının erojen noktalarından biri olduğunu bilse de bazı yanlışlar yapabiliyor.
Örneğin kadınlar göğüslerinin okşanmasından çok fazla tahrik olmuyorlar.
Kadınlar, erkeğin eliyle göğüslerini okşaması yerine parmakla, dudakla, dil ya
da cinsel organlarıyla göğüslerine dokunmasından zevk duyduğunu söylüyor.
Erkekler bu konuda kadınlar kadar görüş birliğine varabilmiş değil. Kimi
erkekler kadının göğüslerini sıkması, ısırması ya da yalamasından zevk aldığını
söylerken kimileri bundan nefret ediyor. İyisi mi, siz siz olun erkeğinize bu
konuda ne düşündüğünü sorun!
Karın: Son derece hassas ve yumuşak bir bölge. Sevişme anında kadınlar
göbek deliklerinin ellenmesinden, yalanmasından, okşanmasından tahrik
olabiliyor. Erkeklere gelince... Erkekler de en az kadınlar kadar bu bölgenin
kendilerini tahrik ettiğini söylüyor. Fakat erkekler bu konuda biraz daha
yaratıcı. Partnerlerinin dilleri ya da dudaklarının yanı sıra saçlarının,
göğüslerinin bu bölgeye temas etmesinden çok büyük haz alıyorlar. Fakat bu
bölgeye dokunurken ya da okşarken, nazik davranmak gerekiyor. Aksi halde
sevgilinizin canı yanabilir.
Popo: Kadınların erojen bölgelerinden biri de kalçalarıdır. Hemen
hemen her kadın, popolarının okşanmasından, öpülmesinden, yoğurulmasından,
hafifçe vurulmasından ve partnerlerinin parmaklarının popo çizgisi boyunca
gezinmesinden hoşlanır. Fakat daha fazlasını istiyorsanız dikkatli olmalısınız.
Çünkü bazı kadınlar anüslerinin ellenmesinden zevk alırken, bazıları bunu
tiksindirici buluyor. Bunu deneyerek veya konuşarak çözümleyebilirsiniz.
Erkekler de popolarının okşanmasından, öpülmesinden, ısırılmasından zevk
alıyor. Fakat nazik olmanız kaydıyla. Penisle anüsleri arasındaki bölge son
derece duyarlı olduğundan en ufak bir darbe bile çok büyük ağrıya neden
olabilir. Bazı uzmanlar kadınlarınki gibi ereklerin de G noktası olduğunu ve
bunun anüsün 3-5 cm. içinde olduğunu belirtiyor. Bu varsayıma göre erkekler
henüz bunu keşfetmemiş olsalar dahi, sadece bu bölgelerinin okşanmasıyla orgazm
olmaları mümkün görünüyor. Fakat bazı erkekler bu konuda çok hassaslar ve
böylesi dokunuşlardan nefret ediyorlar. O yüzden bu bölgelere dokunmadan önce
kesinlikle onun fikrini almalısınız.
Bacaklar: Ayak bileğinden başlayın ve yavaşça yukarıya çıkın. Avuç
içiniz ya da parmaklarınızla dairesel hareketler yaparak baldırlarını özellikle
de en erojen nokta olan baldırların iç taraflarını okşayın. Kadınların bu
dokunma işlemine bayıldığını göreceksiniz. Erkekler de en az kadınlar kadar
baldırlarının içinin okşanmasından tahrik oluyor.
Ayak: Yine tam olarak fikir birliğine varılamayan bir nokta. Kimi
kadınlar erkeklerin ayaklarını öpmesini, parmaklarını yalayıp emmesini tahrik
edici bulurken kimileri bunu çok pornografik ve iğrenç buluyor. Aynı şey
erkekler için de geçerli. Üstelik erkeklerin büyük çoğunluğu parmaklarının
okşanmasından, öpülmesinden nefret ediyor. Partnerinizin bu konudaki tutumunu
değiştirmek veya değiştirmemek size kalmış. Bu konularda fazla ısrarcı olmamakta
fayda var.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
30 günde harika
seks
Son zamanlarda ilişkiniz eskisine göre daha az mı zevk veriyor ya da
sevgilinizin birlikte olmamak için sizden kaçtığını mı düşünüyorsunuz? Kimbilir
belki de ilişkinizdeki şehvet azalmıştır. O zaman harekete geçmenin ve
ilişkinize tutkuyu geri getirmenin tam zamanı...
Bunun için size mükemmel bir önerimiz var. Dört hafta süren eğlenceli bir
plan sayesinde partnerinizle yatakta daha fazla yakınlaşabilir ve cinsel
zevkleriniz için yeni yollar keşfedebilirsiniz. Hadi hiç vakit kaybetmeden planı
uygulamaya başlayın.
1. hafta
İnanılmaz aşk oyunları deneyin!
30 gün için sevgilinizle düzenli cinsel ilişkinizi sınırlandırmak yerine
düşüncelerinizle, kalplerinizle, ağızlarınızla ve vucütlarınızla yeni yollar
denemeye hazır mısınız? Bu deneyim ortak paylaşımlarınızı arttıracak ve keyif
almanızı sağlayacak. Bu, sekse tamamen ara vermeniz anlamına gelmiyor elbette.
Ancak sadece en azından bu bir haftalık süreyi elbiselerinizi çıkartmadan ve
ilişkiye girmeden geçirmeyi deneyin. İlk başta bu size tuhaf gelse de emin olun
çok işe yarayacak.
İlk adım olarak bir aşk günlüğü tutun. Bu bir defter ya da bilgisayarınız
olabilir. Günlüğünüzü günün erken saatlerinde ulaşabileceğiniz kolay bir yere
koyun çünkü günlük yazmak için en uygun zaman günün erken saatleridir. Hem
zihniniz henüz işler yüzünden bulanmamış olur hem de daha net düşünebilirsiniz.
Günlüğünüzü şu sorulara cevap vermek için kullanın:
Öncelikle düşünün eşinizde veya sevgilinizde sizi harekete geçiren özellikler
neler? Ya da kendinize şu soruyu sorun; Bana ne seksi gelir? Saçımı taraması mı?
Çekici gülümsemesi ya da buzdolabına yapıştırdığı aşk notları mı, dağınık
saçları mı yoksa sıcak nefesini boynumda hissetmem mi? Sizi harekete geçiren her
olasılığa odaklanın. Bu arada bütün gün düşündüklerinizi not almayı da
unutmayın. Partnerinizin size gerçekten ne yaptığını izleyin. İlk hafta boyunca
günlüğünüzün size yol göstermesini bekleyin. Sizi harekete geçiren şeyleri
partnerinize uygulamaya çalışın. Böylece aşk oyunları fantezilerinizin size zevk
vermesini sağlayabilirsiniz. Günlüğünüzün diğer bir kısmına da başarılı bir
cinsel ilişki hakkındaki görüşlerinizi yazın. Özellikleri ve olması gerekenleri
not alın. Listeyi yapmadan önce bunu partnerinizle konuşmayı da ihmal etmeyin.
Örneğin hergün çılgınca sevişmek mi yoksa sadece basitçe sevişip tatmin olmak ve
uyumamak mı istersiniz? Cinsel yaşamınızda ne istediğinizi bilmeniz planınızı
uygulamanızı kolaylaştıracak ve sizi yönlendirecektir. Böylelikle hedeflerinize
tam olarak ulaşıp, ulaşamadığınızı daha kolay görebilirsiniz. Cinsel yaşamınız
canlandıkça hayallerinize bir adım daha yaklaşacaksınız.
Bundan sonra ön sevişme şekillerini ve ustalıklarını keşfetmeye
başlamayabilirsiniz. Ağzınızın da bir cinsel organınız olduğunu biliyor musunuz?
Tutkulu bir öpüşmeyle vücuda hormon üretimi için işaretler yollanır. Romantik
hikayelerin tutkulu, ihtiraslı, gün boyu süren şehvetli öpücüklerle dolu olması
şaşırtıcı olmasa gerek. Ancak böyle güzel öpüşebilmek dikkat ve beceri
gerektirir. Sevgilinizle farklı öpüşme stilleri ve teknikleri deneyin. Örneğin
birbirinizin ağzında nefes almaya çalışın. Önce nefesinizin kesildiğini
hissederek korkabilirsiniz fakat zamanla bunun sizi ne kadar çok
yakınlaştırdığını göreceksiniz. Gözlerinizi kapatmayarak göz temasınızı korumaya
çalışın. Böylelikle gözler açık seksi keşfedin. Sizin için şaşırtıcı bir tecrübe
olacak!
2. hafta
İçinizdeki şehveti keşfedin
Hepimiz temelde 5 duyuya sahibiz. Görme, duyma koklama, tatma ve dokunma.
Planın ikinci haftasında bütün duyularınızı kullanarak cinselliğin yeni
bölgelerini keşfe çıkmaya başlayacaksınız. Ve sevgiliniz size hayal
edebileceğinizden çok daha fazla teşekkür edecektir, buna inanın.
İşte size duyularınızı keşfetmek için bazı yollar. Bu egzersizleri uygulayın
ve seks hayatınızın eskisine oranla daha heyecanlı olduğunu gözlerinizle görün.
Görme
Kendinize seksi kıyafetler alın ve hatta bunu partnerinizin de yapması için
onu cesaretlendirin. Dar ve üzerinize yapışan siyah bir elbise, açık bir gecelik
veya göğüslerinizi dik tutacak, dekoltenizi ortaya çıkaracak bir sütyen sizin
için idael olcaktır. Bu arada güzel, zarif bir zincir veya gümüş bir halhalın da
kadınlığınızı ortaya çıkaracağını unutmayın. Sevgiliniz içinse ipekli bir boxer
şort önerebilirsiniz. İşin püf noktası duygusal ve fizyolojik isteklerinizi
ortaya çıkaracak bir nesne kullanmak.
Duyma
Özel anlarınızda birbirinizle konuşmak seks hayatınız için mucizeler
yaratabilir. Fakat bunu herkes başaramayabilir. Kadınlar genellikle cinsel
ilişki esnasında ya da seks hakkında konuşurken utandıklarını söylerler.
Kendinize güveninizin gelmesi için sesiniz üzerinde çalışmayı deneyin. Seksle
ilgili konuşurken (örneğin: “seni istiyorum, benden sana ne yapmamı istersin” )
sesinizi bir teybe kaydedin. Sesinizi teypten dinledikten sonra ses tonunuz
üzerinde çalışarak daha şehvetli bir ses tonu yaratabilirsiniz.
Seks hayatınızı geliştirmenin bir başka yolu da müziktir. Gevşemek için
etrafınızdaki seslerin büyüsünü hissetmeye çalışın. Sekste tatminin en önemli
anahtarlarından biri rahatlamadır. Bu nedenle koşullarınızı en rahat
olabileceğiniz bir biçimde ayarlamaya çalışın.
Koklama
En yakın parfümeriye gidin ve yeni kokuları keşfedin. Eşinizi cezbetmek için
kokulardan yardım alabilirsiniz. Ancak alacağınız parfümün taklit olmadığından
emin olun. Ayrıca diğer yağlar ve aroma terapi ürünlerini de hiç çekinmeden
deneyebilirsiniz. Bu kokuları romantik banyonuzda veya loş mum ışığı ile
aydınlanmış yatak odanızda kullanabilirsiniz.
Tatma
İlk adım diş sağlığınızı kontrol altına almak. Günlük olarak dişlerinizi
fırçalayarak temiz tutmaya dikkat edin. Dişinizi her sabah fırçaladığınızda,
aynanın karşısına geçin ve gülümseyerek dişlerinizin parlaklığına bakın. Bu
kendinizi çok iyi hissetmenize neden olacaktır. Ayrıca seks hayatınıza renk
katmak için yiyecekleri de deneyebilirsiniz. Partnerinizle mutfağa girin veya
favori yiyeceklerinizden yatağınıza getirin.
Dokunma
Dokunma duyunuzu keşfetmeye kendinizi şımartarak başlayabilirsiniz. Bir
kaplıca veya güzellik salonuna yazılın. Cildinize özel bir ilgi gösterin.
Cildiniz için kaliteli kremler alın ve yüzünüze profesyonel bakım uygulatın.
Böylece sağlıklı ve canlı görünen cildinizle sevgilinizi uyarabilirsiniz. Ayrıca
bu bakım kendinizi çok iyi ve canlı hissetmenizi sağlayacaktır. Gerçekten en
güçlü seks organınız cildinizdir. Cinsel masaj bu hafta için güzel bir egzersiz
olacak. Bu, harika seks için mutlaka yapmanız ön hazırlıklardan biri.
Beş duyunuzu keşfederek cinselliğinizde zevkli ve yeni yollar
deneyebilirsiniz. Eşiniz daha önce olmadığınız kadar çekici göründüğünüzü,
koktuğunuzu düşünecek, yeni tatlar ve duygular hissedecek. Bu hafta bütün
öğrendiklerinizi ve uyguladıklarınızı aşk günlüğünüze kaydetmeyi de sakın
unutmayın.
3. hafta Seks
hakkında konuşun
Aşk günlüğünüzü tutmaya devam ediyorsunuz değil mi? Unutmayın ki bu günlük
seks hayatınız hakkındaki gerçekleri öğrenmenize yardımcı olacak.
Düşüncelerinizi, duygularınızı, hislerinizi ve hareketlerinizi kaydetmek seks
hayatınızın gidişatını tümden etkileycektir.
Bir ilişkinin temellerinden biri de iletişim şeklinizdir. Gerçekten de uzun
süreli ilişkilerin anahtarıdır bu. Bir çok kadın harika seksin ve sağlıklı bir
ilişkinin, sağlıklı olmaktan geçtiğini bilmektedir. Böylelikle iletişim harika
sekste önem kazanmaktadır. Bunun için en azından bu haftanın bir gününü
kendinize ne söylediğinizi izleyerek geçirin. Denediğinizde hayatınızın
değiştiğini farkedeceksiniz. Gün boyunca durun ve sevgilinizi suçlamaya
başladığınızda veya ona söylenmeye başladığınızda kendinizi dinleyin. Bu
konuları konuşmadan bütün iletişim dünyanız açıklığa kavuşacak ve böylelikle
ilişkinizde konuşurken, düşünürken yeni yollar bulacaksınız. Kendinizi ve
patnerinizi tüm gün boyunca veya daha iyisi bir ömür boyunca suçlamadığınızı
hayal edin. Bunun anlamı arzularınızı eşinizle paylaşmayacağınız değil elbette.
Aksine paylaşacaksınız hem de sık sık. Ne kadar çok ve samimi konuşursanız, o
kadar güzel cinsel deneyim edineceksiniz.
Kişisel konuşun. Soru sorarken ve durumunuzu belirtirken cümlelerinize ben
ile başlayın. Örneğin uykuya dalmadan önce sevgilinizin dikkatini üzerinize
çekmek istiyorsanız “bana ne zamandır dokunmuyorsun” yerine “ bana her zamanki
gibi dokunmanı istiyorum” diyebilirsiniz. Bu şekilde sizin ona eleştiri oklarını
yönelttiğinizi düşünmeyecek, bu yolla siz de aşkta başarıya ulaşacaksınız.
Gelin cinsel iletişime farklı bir yönden bakalım. Bu hafta içerisinde
sevgilinize seksi şeyler söylemeden önce aynanın karşısında yüksek sesle
alıştırmalar yapın. Her kelimeyi yaklaşık on kez tekrarlayarak zamanla daha
etkili ve seksi söylemeyi öğreneceksiniz. Partnerinizle seks filmleri izleyin ve
yatak fantazilerinizden bahsedin.
4. hafta
Fantazilerinize odaklanın
Harika seks yolunda son bölüme hoşgeldiniz. Eğer 3 haftayı eksiksiz
uygulamadıysanız geri dönün ve eksiklerinizi tamamlayın. Bir çok kadın
cinselliğini keşfetmede yol almasına rağmen, cinsel fantazileri çok az zaman
ayırıyor. Bu konuda yayınlanmış kitapları ve dergileri takip etmiyor. Oysa bu
kitaplar size yeni fikirler katacak, sevişirken arzuladığınız herşeye
kavuşmanızı sağlayacak.
Unutmayın, tüm fantazilerinizi gerçekleştirmek zorunda değilsiniz. Sadece
düşüncede de kalabilirler. Eğer partnerinizle aynı şeyleri arzuluyorsanız
deneyebilirsiniz. Bu sizin seçiminiz. Fantazi kurmak sağlıklı, güvenli ve
eğlencelidir.
İlk olarak cinsel fantazilerinizi not edin. Gerçek hayattan insanlara ya da
film yıldızlarına da roller yükleyebilirsiniz. Ya da kendi mükemmel partnerinizi
yaratabilirsiniz. Pürüzsüz, kaslı ve seksi bir vücut, derin bakışlar... Bütün
bunları partnerinizle birlikte olabileceğiniz biçimde yazın. Listenizi gözden
geçirin. Eksikleri tamamlayın. Aynı egzersizi partnerinizle birlikte uygulayın.
Yazdıklarınızı paylaşın. Yalnız hayal ettiğiniz sevgili partnerinizle asla
uyuşmayacak özelliklere sahipse diğer insanlara odaklanarak vakit harcamanız,
birbirinizi üzmenize sebep olabilir, buna dikkat edin. Fantazileriniz hakkında
konuşun, açık fikirli olun ve birbirinizin fantazilerini uygulamaya çalışın.
Yaratıcı fantazilerle ilişkinizi zenginleştirin ve hayatınızın nasıl değiştiğini
izleyin.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
İşe
kese yaparak başlamanız gerekiyor. Çünkü temiz cilde uygulanan
karışımlar daha çabuk emilir. Keseden sonra 20'şer gr. kakao yağı,
badem yağı, kayısı yağı ve gliserine; 10'ar gr. keten yağı, saf zeytin
yağı, çörek otu yağı ve kantaron yağını karıştırın. Bunu sorunlu
bölgelerinize sürün. Uygulamayı her gün tekrarlayın
SUNA DUMANKAYA
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cinsel uyumu korumanın püf noktaları ve evlilikte cinsel yaşamın rolü... Cinsel çekim, iki insanın bir araya gelmesinde ve ilişkinin uzun sürmesinde büyük rol oynuyor. Bu çekimin bir ömür boyu sürmesini sağlamak ve evlilik süresince korumak ise çiftlere düşüyor. Uzmanlar, cinsel uyumu korumanın püf noktalarını anlatıyor. Cinsel ilişki, devam eden sağlıklı bir evliliğin en önemli bölümünü oluşturuyor. Elbette karşılıklı olarak tatmin edici bir cinsel ilişki kendiliğinden oluşmuyor, bunun için çiftlerin emek harcaması gerekiyor. Tıpkı kişilik özellikleri gibi, her eşin cinselliği de kişiye özgüdür. Ancak her bir eş cinselliğe yaklaşırken, diğer eşe karşı saygılı ve anlayışlı olmalı.
Uzmanlar, evlilikte cinsellik konusunda dikkat edilmesi gereken önemli konuları şöyle sıralıyor: Parasal konulara dikkat
Cinsellik ve evlilik birbiriyle ilişkilidir ve birbirini etkileyebilir. Örneğin, parasal konulardaki sıkıntılar veya çatışmalar cinsel arzuların azalmasına sebep olabilir.
Kişisel inançlara saygı gösterin
Cinsellik konusunda her iki taraf da kendine göre neyin ‘doğru’, neyin ‘yanlış’ olduğu konusunda farklı görüşlere sahiptir. Gerçek yaşamda iki eşin arasında yaşanan cinsel ilişkide ‘doğrular’ ve ‘yanlışlar’ yoktur. Ancak her iki tarafın da kabul edilebilir veya edilemez davranışlar konusunda inançları olabilir. Kişisel inançlara anlayışla yaklaşılması ve saygı gösterilmesi çok önemli. Ancak bu çerçevede ortak bir yol bulunabilir.
Yeniliklere açık olun
Kadın ve erkeğin karşılıklı anlaşması sonucu, cinselliği rutin ve sıkıcı olmaktan kurtarmak için çaba sarf etmek gerekiyor. Bu anlamda cinselliğinize yenilikler katmak iyi bir fikir olabilir. Eşinize nelerden hoşlandığınızı ve nelerden hoşlanmadığınızı söyleyin. Aynı şekilde onun istek ve arzularına da kulak verin.
Filmlerdeki cinsel ilişkinin etkisi altında kalmayın
Mümkünse filmlerde veya pembe dizilerde sunulan cinsellikten çok fazla etkilenmemeye çalışın. Çünkü sadece siz ve eşiniz cinsel ilişkiniz için en tatmin edici ve kabul edilebilir olanı bilebilir ve seçersiniz. Kendi cinsel hayatınızı filmlerde sunulan sorunsuz ya da ideal kalıplara uydurmaya çalışmayın.
Eşinizi tanımaya çalışın
Televizyondan, kitaplardan veya arkadaşlarınızdan çeşitli seks teknikleri öğrenmektense, eşinizin cinselliği hakkında daha fazla şey öğrenmeye çalışın. Hareketlerini izleyin ve onun nelere ilgi duyduğunu tespit etmeye çalışın. Kadınlık ve erkeklik bir bilinmezliktir, bu bilinmezlikle ilgili bir şeyler öğrenmeye açık olun ve birbirinize bu konuda yardım edin.
Cinselliği bir silah olarak kullanmayın
Bazı çiftler, evlilikteki sorunlarını çözmek için seksi bir silah olarak kullanır. Böylece her şeyin üstesinden gelebileceğini sanır. Oysa bu yöntem, sorunların daha karmaşık bir hal almasına, büyümesine ve cinsel problemlerin oluşmasına sebep olur.
Cinsel hayatınızı eşinizle konuşun.
Evlilikteki diğer sorunlarda olduğu gibi, tatmin edici sağlıklı bir cinsel ilişki de karşılıklı denetime bağlı. İlişkinizde karşılaştığınız sorunları bekletmeden ve ertelemeden çözmeye çalışın. Böylece cinsel ilişkinizin olumsuz etkilenmesini önleyebilirsiniz. İçinizde sizi kurcalayan sorunlar olduğu sürece romantik olmak ve eşinizin cinsel arzularına karşılık vermek zordur. Seks hayatınızı eşinizle konuşmaktan korkmayın. Sevdiklerinizi, sevmediklerinizi, isteklerinizi, duygularınızı, fantezilerinizi eşinizle paylaşın. kaynak : http://kadinlaraozel.blogspot.com
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eşinizin ya da sevgilinizin kollarındasınız. O an, istemediğiniz bir yığın cinsel eylemle karşı karşıyasınız. Bunlardan, hiç mi hiç hoşlanmıyorsunuz. Ama hoşlanıyor MUŞ GİBİ yapıyorsunuz. Sevişme sonrasında eşiniz orgazm oldu. Sıra sizde. Siz de, zevkin doruklarındaydınız! Eşiniz soruyor; "Nasıldı hayatım?" Yanıt; "Harikaydı!" I- ıh, YALAN!
Çevremizde seks hayatından yakınan o kadar kadın var ki.. Eşleriyle cinsel bakımdan uyuşamadıklarını söyleyen bu kadınlar, rahatsızlıklarını "doğalmış gibi" yaşıyor, sorunlarına bir çözüm üretmeye de yanaşmıyorlar. "Amaan, bütün erkekler böyle" lafı artık nakarat gibi olmuş. Buna benzer sözlerle geçiştiriveriyorlar. Oysa, aynı kadınlara 2 yıl, 5 yıl öncesini sorsanız şaşırırsınız. O zaman, "çifte kumru" hikayeleri seriliyor ortaya. İlişkilerinin ilk günlerinde, aylarında herşeyin "olağanüstü" olduğunu anlatıyorlar. Peki, sonra neler olmuş? Sonrası, o bildik hikaye; O çılgınlar gibi sevişen eşler, sevgililer sonra, yatakta "kardeş kardeş" yattıklarını söylüyorlar. Bu tür yakınmalar çok... Bu yazıda, biraz bu yaraları deşeceğim. Asıl olarak da, "cinsel uyumsuzluk" konusuna değinmek istiyorum. Çünkü eşler arasındaki bu "uyumsuzluk", sorunun belkemiğini oluşturuyor. Uzmanlara göre, cinsel uyumsuzluk erkeğin ve kadının birbirlerini daha yakından tanımaya ve yenilik istemeye başladıkları zamanlarda ortaya çıkıyor. Bu da, ilişkilerin ikinci ya da üçüncü yılına denk geliyormuş. Peki, bu uyumsuzluklar neler? O kadar ayrıntılar var ki... Erkeğin farklı seks talepleri (örneğin anal seks). Basit olarak gördüğümüz tutumlar bile anlaşmazlık konusu olabiliyor. "Yok aydınlıkta sevişelim", "Hayır olmaz, karanlık daha iyi" tartışmaları da cinselliğin seyrini değiştirebiliyor. Cinsel uyarıcılara, porno film vs.gibi dışsal etkenlere gereksinim duyan erkekler de çoğunlukta. Bu doğal bir istek ama porno film konusu, bir çok kadın için henüz tabu. Kadınlara biçilen roller, bu tür materyallerden uzak olmalarını sağlamış. Değil porno film izlemek, eşiyle sevişirken bile utanç duyan kadınlar mevcut. MEKANİK SEKS
Evlilik, her şeyden önce ruh birliği. Bir düşünce ve duygu alışverişi. Aynı zamanda bedensel uyum... Cinsel hayatta farklı beklentileri olan çiftlerin, o ilişki içinde mutlu olması mümkün değil. Kadın ve erkek, aktif olarak cinsellik eylemine katılamıyorsa, sonuçta o ilişki tat vermez. Hele, tek taraflı yaşanıyorsa durum hepten vahim. Bu "tek taraflılık" söz konusu olunca, erkeklere dokundurmadan edemeyeceğim yine. Cinsel birleşmeyi, bütünleşmeyi, "cinsel boşalımdan" ayırt edemeyen erkeğe taktığımız adları biliyorsunuz. Bu "maço"ların sevişme süreleri 5 dakika ile sınırlı. (Bazılarınızın sesini duyar gibi oluyorum; "O bile çok" diyorsunuz sanırım!) Seks, bu düzeyde algılandığı sürece yatak odasında yaşananlar "mekanik" olmaktan öteye gidemiyor. Paylaşma duygusu, sıcak temaslar, bu tür ilişkilerden çok uzak maalesef. Peki ,böyle bir cinsel eylemden kadının zevk alması mümkün mü? Kesinlikle, değil zevk almak, işkenceye dönüşüyordur o yatak hikayesi, öyle değil mi? O zaman adımız, "soğuk kadın"a çıkıyor! Ee, bunu dedirtmek lazım. O zaman ne oluyor? İşte o "MİŞ GİBİ"ler başlıyor. Söz konusu kadın, erkeklerin deyimiyle "buz gibi" olabilir gerçekten.. Fakat "görev" diye de bir şey var! O görevler, gerekli anlarda yerine getiriliyor işte. Kadın azap içinde bitiriyor o ilişkiyi.
"NE ZAMAN BİTECEK?"
Şu da var; bazı insanlar için bu, artık "sorun" bile değil. Makineleşmiş gibi, fiziksel temaslar yaşanıyor. Nasıl anlatsam.. sanki bir akşam yemeği yemişsin ve doymuşsun. Yaşanan duygu bu. Ne arttırıyor ne eksiltiyor. Fiziksel ilişkiyi esas alan ve bunun normal olduğunu düşünen bazı çiftler, cinsel yaşamın renginin, tadının, kokusunun kesinlikle farkında değiller. Ya da böyle olmak işlerine geliyor . Tabii ki bu tür ilişkilerde, evlilik mutsuz yürüyor diye de bir kaide yok! Kadın zaten kendini o yaşam biçimine alıştırmış. Yataktaki o tuhaf rutinlik, tek yanlılık bir sorun bile değil belki onun için. O sadece, "Aman, ne zaman bitecek" diye bakıyor. "Görev" dedik ya. Erkeğin, seksi tamamen fiziksel bir eylem olarak gördüğüne kendini inandıran kadın, bunun noktalanmasıyla, çocuğunu pişpişlemiş anne gibi hissediyor kendini. Şaşırmayın, hakikaten böyle ilişkiler var. Ve en kötüsü, hiç dert etmiyorlar. Ya da nasıl başarıyorlarsa, böyle bir sorun YOKMUŞ GİBİ davranmayı becerebiliyorlar. Cinsel birleşmeye başka bir anlam yüklemeyen bu anlayıştaki çiftler, öte yandan, sosyal yaşamlarında sahiden de çok uyumlu bir tablo çizebiliyor. Ama bir de kadına sorun. O, "MİŞ GİBİ" yapan kadına. Ne zaman, birliktelikte bu kanallar da tıkanıyor, o zaman "acı gerçek" ortaya çıkıyor. Diğer alanlarda da iletişimsizlik başlayınca, o zaman çözüm aramaya başlıyorlar. Ne yazık ki, o zaman da çok geç kalınıyor. Peki, birbirlerine karşı sorumluluk duyan çiftler bu sorunlar karşısında ne yapıyor? Bir kadın bununla ilgili olarak ilginç bir örnek veriyor kendi yaşamından; "Biz, 2 yıllık evli çiftiz. Eşimle birbirimizi çok seviyoruz. Aramızda sorun olarak ilk önce cinsellik problemi başladı. İkimiz de, bu iki yılın sonunda, ruhsal bir doyumsuzluk yaşadığımızın farkındaydık. Her şey çok rutin geliyordu bize. Buna çözüm bulmak için önce konuştuk. Seks hayatımızı nasıl renklendirebileceğimiz üzerinde günlerce tartışmalar yaptık. Tabii ki, emek verdik ama sonuçta olmadı. Bizim bu konudaki yeteneğimiz sınırlıydı belki de. En sonunda eşimle beraber bir seks terapistine gittik. O uzman, önce tek tek terapiye aldı bizi, sonra birlikte terapilere katıldık. Bir uzmanın yönlendirmesiyle birlikte ufkumuz genişledi. Sonuçta çözdük. Artık birbirimize çok daha bağlıyız ve her sevişmemizde büyük heyecanlar yaşatabiliyoruz birbirimize..." Onlar, birbirlerini "keşfetmişler". Hayatlarında kaçınılmaz olarak var olan cinselliği, sofradaki bir "garnitür" olarak değil, yemek sonrası yenen bir tatlı gibi algılıyorlar. Tekdüzeliğe düşmemek için açıkça uğraş veriyorlar. Çünkü birbirlerine saygı duyuyorlar, sorumluluk besliyorlar.
"İYİ GECELER SEVGİLİM!"
Bu tip sorunlarda erkeklerin benciliğini eleştirirken, kadınlara da iki çift laf söylemek lazım aslında. Yüzükleri taktıktan, adamın nikahına geçtikten sonra kadınlar, kaleyi fethetmiş komutan gibi gevşiyorlar. Bir süre sonra, mutfak kuzusu haline geliyorlar. Hele, iki de çocuk doğurmasın... "Kutsal anne" rolünü benimseyiveriyorlar. Cinsellik, "olsa da olur, olmasa da " mantığıyla yaklaşıyorlar. Kadın, "kutsal anne" kimliğine ısındıkça, erkek farklılaşıyor. "Bu işler çocuklarımın anasıyla olmaz" deyip, bütün fantezilerini dışarıda, başka ilişkilerin içinde yaşıyor. Eşine sıra gelince, elbette birlikte oluyor onunla da.. Ama o bildik, dekdüze ilişkiden şaşmıyor. "Orgazm oldun mu canım?" " Hı-hı". İki öpücük, haydi sana iyi geceler.
Toplumun geleneksel "evli kadın" resmi, ne yazık ki çoğunlukla böyle. İyi bir anne, iyi bir eş olmak esas. Peki, bu roller uğruna neden kendimize cinselliği mahrum edelim? Tamam, anne ve eş olarak yaptıklarından mutluysan, tabii ki bu çok güzel. Bunlara söyleyecek bir sözümüz yok ki.. Neyse, kendimizi kandırmayalım. Bunların da evliliği sürdürmeye yetmediğini, mahkeme kuyruklarının gittikçe uzadığını ve üstelik bu sorunların boşanmada birinci sırada yer aldığını çok iyi biliyoruz aslında. Ama o tembellik, hantallık yok mu? Erkekler bencilliğe, kadınlar da, evliliğin yarattığı tembelliğe son vermedikçe çözüme ulaşmak, daha mutlu bir birlikteliği oluşturmak mümkün değil. Korkarım bu gidişle, evlilikte cinsellik bir süre sonra, sadece "üreme" işleviyle sınırlı kalacak!
Şimdi isterseniz, R'nin sözlerine kulak verelim: "Cinsel iletişim, eşimle güven ve sevgi duygusunu pekiştiriyor. Cinsel birleşmede, tam anlamıyla bir tek vücut oluyoruz. Seksi , basit fiziksel bir güdünün tatmini olarak kesinlikle görmüyoruz. Evlilik içinde bazı kadınların "soğuk" olduğu doğru ama bu soğukluğun ardında koşullanmalar var. Ben de, bu koşullanmalarla büyüdüm. Fakat eşimle birlikte bunu deneme yanılma yöntemiyle aştık."
Olaylara, toplumsal açıdan baktığımızda, birilerine "kızmak" tabii ki bilimsellikten oldukça uzak. Bir çok kadının, cinselliği, bir zevk olarak yaşamına sokmamasının temelinde yetiştirilme tarzı rol oynuyor. Çocukluktan başlayarak, aile ve çevre motifleri, kişiliği bu anlamda çerçevelendiriyor. Ne var ki, bu "kader" değil. Eğer istenirse, o yerleşik kalıplar yıkılabilir. İnsanda bu güç, potansiyel olarak mevcut. Çağdaş bir insanın başka türlü davranması da düşünülemez zaten. Modern kadın, bu tür sorunlarını çok rahat dile getirebilmeli, en önemlisi çıkış yolu aramalı. Zaten başka seçenek de yok. Kadınlar için bir genelev mi var! Gitsin cinsel sorunları orada çözsün.. Şaka bir yana, daha önceki yazılarımızda da altını çize çize söyledik. Bunun ilk yolu talep etme, dile getirme. Eğer sorun YOKMUŞ GİBİ davranırsanız, o sorun asla ama asla ortadan kalkmaz. Ne yazık ki, susma kadınlarda bu anlamda çok yaygın. Ya da miş gibi yapmayla sorunu kendilerince çözüyorlar. Orgazm oluyormuş gibi davranmak bence nevrotik bir yaklaşım. Peki, siz sanıyor musunuz ki erkekler bunu anlamıyor. Bal gibi de anlıyorlar ama bencilliklerinden işlerine gelmiyor. Boşaldıktan sonra, rahat uykusundan onu alıkoyacak mı, koymayacak mı, bu önemli. O yüzden, "Orgazm oldun mu hayatım?" Bu soruya, "Hı-hı" dedin mi bitti. Konuşunca, cinsel taleplerinizden söz edince yaralanacağınızdan mı korkuyorsunuz? Hafif kadın damgası yiyeceğinizi mi düşünüyorsunuz? Eşiniz böyle bir erkekse, zaten arada çok ciddi bir sorun var demektir. O zaman problem başka metotlarla çözülür. Oralara şimdi girmeyelim... Yarayı birlikte tedavi etmek en ideali. Peki, bunu da beceremediniz diyelim. Artık bu çağda çaresizlikten söz etmeyin. Özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde hem özel, hem kamu hastanelerinde cinsel terapiler yapılıyor. Bu terapilerde çok olumlu sonuçlar alınabiliyor. Peki değer mi? Elbette değer. Sağlıklı bir cinselliğin yaşam kalitemizi yükselteceğinden, hiç kuşkunuz olmasın... kaynak : http://kadinlaraozel.blogspot.com
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|